Duruşma salonunun iç tasarımında yer alan öğeler sembolik niteliktedir. Örnek vermek gerekirse, bir muayenehanedeki araç gereçlerden farklı işlevlere hizmet etmektedir. Bir diyaliz cihazının işlevi kişinin sağlığına yönelik doğrudan araç olarak kullanılmaktadır. Duruşma salonundaki, hakimin podyum vasıtasıyla yüksekte olması ise hiyerarşik düzeni temsil etmektedir. Yargılama makamı, yargılamanın diğer süjelerinden üstün niteliktedir. Yazılı kurallara da dayanan bu durum seyirciye ve süjelere yönelik bir iletişim aracıdır. Örneğin, muayenehanedeki bir stetoskop ise doğrudan araçsal amaca hizmet eden, hastanın ritmini işitsel olarak doktora aktaran bir dinleme aracıdır. Hakim podyumunun ise bu tarz mekanik ya da duyulara yönelik, örneğin işitsel bir görevi yoktur. Hakimin daha iyi duyulması ya da görülmesi için orada değildir. Hakimin sembolik olarak daha önemli olduğuna işaret etmek için orada bulunmaktadır. İktidarın bir parçasıdır. Hukukun gücünü temsil ettiğini, icrai kabiliyeti olduğunu, rıza dışında sonuçlar doğuracağının uyarıcısıdır. Buna tabi olduklarını hem izleyicilere doğrudan, hem de diğer yargılama süjeleri anlatmaktadır. Aynı zamanda izleyicilere, diğer süjelerin de bu hiyerarşide altta kaldığını işaret eden bir semboldür. Örneğin muayenehanedeki beyaz önlük de benzer performatif bir görev görmektedir. Çıkış itibariyle işlevsel bir ayrım da olsa, bir diğer boyutuyla kişinin uzmanlığını aktarmaktadır. Diğerlerinden ayrıldığını gösteren bir kostüm ile kişiyi işaretlemektedir.
“Adalet mülkün temelidir.” ibaresi ve üç boyutlu Atatürk büstü duruşma salonundaki metaforların bir parçasıdır. Devlet erkinin ve iktidarın işaretleridir. Hukukun kime ve ne amaçla hizmet ettiğini aktarmakta, hakimin üzerindeki hiyerarşiyi iletmektedir. Nitekim bir sonraki duruşmada tamamen farklı hukuki usul ve kurallara tabi olan, yazılı olarak bakıldığında farklı bir yargılama tipi görülse de bu semboller değişmez. Bunların kalıcılığı ve yazılı hukuku tamamlamakta ve metaforik olarak etkilemektedir.
Bu nedenle, bir başka mesleki temsilde kullanılacak dekoratif öğeler sadece basit taklitler ve imitasyonlar olabilecek, örneğin steteskopun doktorun boynunda asılı olması, klişe kaçabilecektir. Kör göze parmak olarak değerlendirilebilecektir. Hukuki canlandırmada ise mimari dekorasyon tekdüze bir iletişim aracı değildir. Oyunun anlamsal çok boyutluluğunu sağlayabilmektedir. Hikayeyi bütüncül aktarabilecektir anlatıcılardır.
Tiyatro oyununda ise duruşma salonu çok kuvvetli bir biçimde görsel ve fiili olarak aktarılmaktadır. Tiyatro izleyicileri, oyunun başında ve sonunda mübaşir tarafından ayağa kaldırıldığında, adeta gerçek bir duruşmadaki gibi izleyiciler kadar ciddi ve ihtiyatlı beden hareketleri sergilemiştir. Mübaşirin de katkısıyla buna ulaşılmıştır. Yukarıda değinilen diğer duruşma salonu öğeleri bu hissiyatı seyircide dahada güçlendirecektir. Oyunun atmosferine daha çok girmelerini sağlayacaktır. Duruşma salonundaki performatif öğeler bir diğer performatif etkinlik olan tiyatro sahnelemesinin doğal bir parçasıdır.
“Orospuya orospu denir.“
Oyunda annenin kızına hitaben zikrettiği bu cümle, hukuk kurallarına yansımış toplumsal bir kanıdır. TCK’ya göre suçu kesinleşmiş kişi hakkında bu suçu işlediğini ifade etmek hakaret suçu sayılmayan istisnai hallerdendir. Örneğin hırsızlık fiilinin işediği kesinleşmiş mahkeme kararıyla sabit olan kişiye “hırsız” demek hakaret suçu sayılmaz. Hakkında böyle bir karar olmayan kişiye ise “hırsız” demek hakaret suçunu oluşturur.
İsnadın ispatı
MADDE 127 – (1) İsnat edilen ve suç oluşturan fiilin ispat edilmiş olması halinde kişiye ceza verilmez. Bu suç nedeniyle hakaret edilen hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı verilmesi halinde, isnat ispatlanmış sayılır. Bunun dışındaki hallerde isnadın ispat isteminin kabulü, ancak isnat olunan fiilin doğru olup olmadığının anlaşılmasında kamu yararı bulunmasına veya şikayetçinin ispata razı olmasına bağlıdır.
Türk Ceza Kanunu
(2) İspat edilmiş fiilinden söz edilerek kişiye hakaret edilmesi halinde, cezaya hükmedilir.
Annenin bu sözünün hukuktaki yansıması avukatların argümanların doğrudan dahil edilebileceği gibi anne ile kız arasındaki tezat ilişkiyi, gerçeklik algılarının dayanağını oluşturan farklı ahlaki değerleri, tezatları vurgulamada kullanılabilir.
Konuyla ilişkili bir başka kanun hükmü ise suç oluşturan fiili işleyen kişinin suçun maddi unsurlarında hataya düşmesi halinde suçtan ceza almaması kuralıdır. Annenin hakaret suçunu işlediği iddiasına karşı savunma olarak kullanılabilir.
“Teyzemin dediğine göre.“
Oyunda sergilenen duruşmada tanıklık yapan kuzen, kendi duyularıyla algılamadığı bir olay hakkında beyan vermektedir. Usul hukukuna göre yalnızca davalı veya davalıdan duyduklarını aktaran tanık beyanı hükme esas alınamaz.
Bu kural hukukun objektif değerlendirme yapması için getirilmiştir. Oyun açısından değerlendirildiğinde, bu cümle çocuğun anneye karşı kendi içinde tezat, bir yandan anneye güven duyan ve devamı olan karakteri, diğer taraftan ise anne ile çatışan karakterini yansıtabilecek bir söylem olarak yer almaktadır.
Oyunun diğer bölümlerinde de kuzen ve çocuk arasında aynı şekilde çocuğun iki tezat psikolojisini veya bilinç-bilinçdışı algılarını yansıtan ancak aynı kişi olan iki karakteri izlenimi doğmaktadır. Oyundaki tanık beyanının anneye körkütük inanan bir yön sergilemesi, karakterin bütünlüğünü güçlendirmekte, zaafını göstermektedir.
Monotonluk
Duruşma salonundaki, ağır aksak konuşma tarzı, monoton dialog yapısı oyunda çok daha hızlı bir ritme sahiptir. Duruşmadaki daha monoton ve sıkıcı konuşma ritmi, oyunun sergilenmesinde doğrudan diyalogları yavaşlatmadan da sağlanabilir. Örneğin, tabiri caizse mikro ölçüde kopyalanmadan, daha geniş boyutta ritim farklılığıyla, keskin duraksamalarla yansıtılabilir.